Forrest yoga ve bendeniz cennet kuşu!
Bu hafta yorgunluğun daha da bir üst seviyesine çıkarak "nirvana"ya ulaştım diyemeyeceğim, ulaşabildiğim tek nokta yatağımın tepesi oldu :) Hafta başında, kliniğin sakinliğini fırsat bilerek yüzme ve yoga egzersizlerine başlamaya karar verdim.
Şu pahalı Amerika'da günler süren ucuz etkinlik arayışımdan sonuç alamamışken, bir yoga stüdyosunun yeni başlayanlar için hem indirimli, hem de limitsiz katılımlı kampanyasına rastladım. Benim amacım, zaten başlamış olduğum Vinyasa yoga'ya devam etmek ve yeterince güç kazanınca bir üst seviyede eğitimime devam ederek ilerlemek idi. Ayrıca kendime yeni insanlarla tanışmak için yeni bir ortam sağlamalıydım. Ancak buradaki yoga stüdyolarında aynı tür yoga dersine düzenli olarak veya sık aralıklarla girebilmeniz mümkün değil; ya saatler ya da gün dağılımı uygunsuz.
Bu durumda, kendi başına buyruk halde her gün yoga yapan bir deli birey olan ben, limitsiz katılım şansını bulmuş olmanın verdiği uyanıklığı da yanıma alarak stüdyoya kaydımı yaptırdım. Matımı kaptığım gibi, bir gün Vinyasa bir gün Forrest yoga olmak üzere (bu sınıfların her biri de farklı düzeyde katılımcılar için!) çılgınca güçlenmeye başladım. Ve haliyle, her gece yatağın yolunu zor bulur hale geldim. Hatta her gece ölüp, her sabah tekrar dirilen bendeniz "cennet kuşu" değil, bizzat "zümrüt-ü anka"nın ta kendisiyim ;)
Efendim, Ana T. Forrest adında bir Amerikalı yogini hatun tarafından geliştirilen bu sevgili Forrest yoga, Hatha yoga tabanlı modern bir yoga stiliymiş. Pozlarda uzun duruş ve abdominal merkezin çalıştırılmasına önem vermek esasmış. Uygulamanın yapıldığı odanın ısısı 85ᵒF, önce nefes egzersizleri, ardından oturarak uygulanan pozlar, takibinde güneşi selamlama serileri, dönüş, köprü ve diğer uç asanalar, dalgın duruşlu pozlar, derin nefes egzersizleri.. falan..filan... ama akış yok.
Dersler sırasında nasıl zorlandığımı anlatamam, ama bittiğinde verdiği his: Muhteşem! Nasıl geçtiğini anlayamadığım 90 dakikalık bir meydan okuma!
Birazdan "hand-stand" belki biraz da "head-stand" çalışmalıyım. Ve belki de, her gün her gün, bu "deli makbule" enerjisini kendimde bulmamalıyım. Ne dersiniz?



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.