31 Mart 2013 Pazar


3. GÜN

Yağmurlu bir Philly sabahı başka başka alemlere götürdü bugün beni. Sabah yogası ve güzel bir kahvaltının ardından evin çevresini keşfetmek için kendimi “Spruce Street”ten aşağı bırakıverdim. Ama ne bırakış; bir baktım “Walnut Street” teyim, bir baktım “Samson Street”, bir de ne göreyim: “Chestnut Street”, neredeyse Center City’e (çarşıya… çarşıya!!) gelmişim. Arkadaş, bir Ankara yürür gezeri olarak o kadar alışmışım ki git git ulaşılmayan hedeflere, bir anda mahalleler arası uzun atlama müsabakalarında buluverdim kendimi.

Şehir merkezinin aksine, bu bölgedeki evler olabildiğince tarihi dokusu korunarak günümüze ulaştırılmışlar. Birçoğu yenilenmiş ama şaşırtıcı şekilde orjinaline sadık kalınarak! Evlerin dışı Victorian, içi Mileniumian (nasıl kelime ama:p); yani ustalar iyi çalışmış, malzemeden kaçmamış, el emeği süper -öyle böcükler yuvalansın diye derz dolguların arasında kırıkmış, boşlukmuş yok- ve modern tarzda döşenmiş. Tabi bütün evlerin pencerelerinden içeri baktım bu bilgilere ulaşabilmek için, hepsi sizin için ;)

Yollarda kimsecikler yok, bir ben, bir Amerika, bir de filmlerdeki gibi camlarını titrete titrete “oo..yea..yea baby..” isimli güzide eserleri icra edenleri dinlemekte ve gazı köklemekte olan adamım, siyahlar var. Yeni yeni yeşeren bahçeler, yeşilliklerin arasından kafalarını çıkaran nergisler, yol kenarlarındaki “sakura” manzarası ve mis gibi bahar kokularıyla bitmesini hiç istemediğim yürüyüşümü yağmurun bastırmasıyla sonlandırmak zorunda kaldım.

Veterinary Hospital’ın evime çok yakın olduğunu da -benim gezi hızımla yaklaşık 15 dk.- sonunda tespit etmiş bulunmaktayım. Yarın iş günü; artık böyle uzun uzun yazamam sanırım.

Yeni çalışma hayatımın da böyle tatlı bilgilerle dolu olması umuduyla…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.