4. GÜN
İşe başladığım bugün Amerika’da “April Folk’s
day” tatiliymiş ya! Aşk olsun kimse bana söylemedi!! Sabah sabah o kadar yol
yürüdüm, sonra “home to back”…
1 Nisaaaaaaaaaan!!
Yok.. yok! Bal gibi de iş vardı. Ben
gittiğimde klinik kaynıyordu diyebilirim. Matthew J. Ryan Veterinary Hospital
yılda 31 000 hasta tedavi eden bir pet klinikmiş. Tahmin edeceğiniz üzere herşey
tertemiz ve düzenli. “Hasta Kayıt” bankosu ayrı, “Danışma” bankosu ayrı.
Danışmada bulunan güvenlik görevlisine kimliğinizi ve kiminle görüşmek
istediğinizi bildirip imza attıktan sonra sizi bekletiyorlar, ilgili kişiyi
telsizle danışmaya çağırıyorlar. Bizim kliniklerdeki gibi, amca buzağısını alıp
öğretim üyesinin odasına dalamıyor yani :)
Sayabildiğim kadarıyla giriş katta 4 muayene
odası ve 1 laboratuvar, ikinci katta öğretim üyesi odaları ve üçüncü katta 2
ortopedi, 1 endoskopi, 2 yumuşak doku olmak üzere toplam 5 operasyon salonu
var. Operasyon salonlarına geçmeden önce hastane acil servislerine benzeyen,
birçok muayene masası ve teçhizat içeren büyük bir salonda hastaların preoperatif
hazırlığı yapılıyor. Hasta salona alındıktan sonra pek tabii olarak anestezi
ekibi tarafından inhalasyon anestezisi yapılırken operatörler, salon dışında
hazırlanıyorlar.
Operasyon salonları son teknolojiyle
donatılmış; 2 dev ekran bilgisayardan kayıt ve kamera sistemleri idare
ediliyor, salonun çeşitli yerlerine konumlandırılmış diğer mobil flat
ekranlardan ise hastanın radyografisi ve operasyon esnasında alınan tepe kamera
görüntüleri yayınlanıyor. Yine bir başka ekranda endoskopi sırasında alınan
görüntüler izleniyor. Anestezi cihazı, dikiş gereçleri ve sarf malzemeyi içeren
dolaplar, operasyon masa ve sehpaları, operasyon lambaları, operatör tabureleri
kullanılarak da salonun dekorasyonu tamamlanmış. Ortopedi setleri müthiş zaten!
Daha ilk günümde şansıma bir kedide böbrek
transplantasyonu ve bir köpekte angular ekstremite deformitesi düzeltme operasyonu
denk geldi. O teknolojiye rağmen biraz yavaşlar ama; gördüğüm kadarıyla bir
günde, bir ekip, bir ameliyat tamamladı.
Eee, haliyle 5 saat süren bir ortopedi
operasyonunun ardından beni bile salonda unutarak arkalarına bakmadan kaçtılar.
Ben de o karışık kliniği biraz tanımak amacıyla dolaşırken üstümü değiştirdiğim
odayı buldum, burayı bulmuşken giyineyim de kaybolursam yeşillerle sokaklara
düşmeyeyim dedim. Giyindikten sonra biraz da şuralara bakayım derken, çıkış
kapısını buldum, e burayı bulmuşken çıkayım da kaybolursam pasaportum üstümde
nasıl olsa dedim. Ve bu iş gününü böylece sonlandırdım.
Bugünün en ilgi çekici
kısmı sanki oranın yerlisiymişim gibi sürekli bana adres sormaları değil, -o dündü- “zenci paratoneri günüm” olmasıydı. Nerede bir zenci arkıdaşııııııım ortaya
çıksa ya nara atarak üstüme geldi, ya “hey girrl, heee girrrrl” diye bağırdı,
ya da direkt olarak yanıma gelip “merhaba, 8x4’mü” diye sordu ;) İlginç, değil
mi?
| İşte! İşe giden en güzel yol! |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.