1 Nisan 2013 Pazartesi


4. GÜN

İşe başladığım bugün Amerika’da “April Folk’s day” tatiliymiş ya! Aşk olsun kimse bana söylemedi!! Sabah sabah o kadar yol yürüdüm, sonra “home to back”…

1 Nisaaaaaaaaaan!!  

Yok.. yok! Bal gibi de iş vardı. Ben gittiğimde klinik kaynıyordu diyebilirim. Matthew J. Ryan Veterinary Hospital yılda 31 000 hasta tedavi eden bir pet klinikmiş. Tahmin edeceğiniz üzere herşey tertemiz ve düzenli. “Hasta Kayıt” bankosu ayrı, “Danışma” bankosu ayrı. Danışmada bulunan güvenlik görevlisine kimliğinizi ve kiminle görüşmek istediğinizi bildirip imza attıktan sonra sizi bekletiyorlar, ilgili kişiyi telsizle danışmaya çağırıyorlar. Bizim kliniklerdeki gibi, amca buzağısını alıp öğretim üyesinin odasına dalamıyor yani :)

Sayabildiğim kadarıyla giriş katta 4 muayene odası ve 1 laboratuvar, ikinci katta öğretim üyesi odaları ve üçüncü katta 2 ortopedi, 1 endoskopi, 2 yumuşak doku olmak üzere toplam 5 operasyon salonu var. Operasyon salonlarına geçmeden önce hastane acil servislerine benzeyen, birçok muayene masası ve teçhizat içeren büyük bir salonda hastaların preoperatif hazırlığı yapılıyor. Hasta salona alındıktan sonra pek tabii olarak anestezi ekibi tarafından inhalasyon anestezisi yapılırken operatörler, salon dışında hazırlanıyorlar.

Operasyon salonları son teknolojiyle donatılmış; 2 dev ekran bilgisayardan kayıt ve kamera sistemleri idare ediliyor, salonun çeşitli yerlerine konumlandırılmış diğer mobil flat ekranlardan ise hastanın radyografisi ve operasyon esnasında alınan tepe kamera görüntüleri yayınlanıyor. Yine bir başka ekranda endoskopi sırasında alınan görüntüler izleniyor. Anestezi cihazı, dikiş gereçleri ve sarf malzemeyi içeren dolaplar, operasyon masa ve sehpaları, operasyon lambaları, operatör tabureleri kullanılarak da salonun dekorasyonu tamamlanmış. Ortopedi setleri müthiş zaten!

Daha ilk günümde şansıma bir kedide böbrek transplantasyonu ve bir köpekte angular ekstremite deformitesi düzeltme operasyonu denk geldi. O teknolojiye rağmen biraz yavaşlar ama; gördüğüm kadarıyla bir günde, bir ekip, bir ameliyat tamamladı.

Eee, haliyle 5 saat süren bir ortopedi operasyonunun ardından beni bile salonda unutarak arkalarına bakmadan kaçtılar. Ben de o karışık kliniği biraz tanımak amacıyla dolaşırken üstümü değiştirdiğim odayı buldum, burayı bulmuşken giyineyim de kaybolursam yeşillerle sokaklara düşmeyeyim dedim. Giyindikten sonra biraz da şuralara bakayım derken, çıkış kapısını buldum, e burayı bulmuşken çıkayım da kaybolursam pasaportum üstümde nasıl olsa dedim. Ve bu iş gününü böylece sonlandırdım.

Bugünün en ilgi çekici kısmı sanki oranın yerlisiymişim gibi sürekli bana adres sormaları değil, -o dündü- “zenci paratoneri günüm” olmasıydı. Nerede bir zenci arkıdaşııııııım ortaya çıksa ya nara atarak üstüme geldi, ya “hey girrl, heee girrrrl” diye bağırdı, ya da direkt olarak yanıma gelip “merhaba, 8x4’mü” diye sordu ;) İlginç, değil mi?
İşte! İşe giden en güzel yol!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.