6. GÜN
Buzzz gibi bir Philly gününden merhabalar.
Dün yaşadığım yorgunluktan sonra profesörümün sözünü dinlemeye karar verdim: “You
have no responsibilities.” Doğru ya! Ben neden bütün operasyonları izleyeceğim
diye kendimi “back pain”lere maruz bırakıyorum. “Wu..wuuuuuuuuuuuuuu!!” dedim
bugün ve ilgimi çeken operasyonlara katıldıktan sonra -humerus’ta bilateral
Salter Harris kırığı, koksofemoral luksasyon, katarakt- pılımı pırtımı, spor yeleğimi,
kapişonlumu, montumu -daha da giyecek bişii bulamadım- giyinip kendimi sokaklara
attım.
Yürüdüm.. yürüdüüm.. yürüdüüüm. Diyebilirim
ki Philadelphia’da kaybolmak çok zor. Benim gibi yön çipi olmayan bir kişi bile
;P ilk geldiği günden beri adaptasyonda hiç sıkıntı çekmedi; görüyorsunuz.
William Penn’e şükürler olsun ki şehir planını "grid" sistemde tasarlamış.
Birbirini kesen düzenli aralıklı caddelerle kent o kadar net bir şekilde bölünmüş
ki nerede olduğunuzu anlamanız hiç zor değil. Zaten yürüyerek her yere
gitmenizin mümkün olduğunu savunan yeni dünya yerlilerinin sloganı “Walk!
Philadelphia.”
Tabanlarım sızlayana kadar yürümüşüm; belki
bir, belki iki saat sonra fark ettim. Kendime bir iyilik yapıp hem içecek
takviyesi, hem manzara seyri, hem de bugünkü klinik çalışmalarına ait notlarımın
kaydı için bir Starbucks keşfettim ve etrafımdaki kalabalığın anlaşılmaz
gürültüsünün tadını çıkarttım.
Doğrusunu söylemek gerekirse, sanıldığının
aksine burada pek fazla obez insan yok. Zaten Amerika’da değilim, sanki Eskişehir’deyim.
Her yerde öğrenci var. Ve belki çoğu yabancı olduğundan, belki de öğrenciliğin
vermiş olduğu açlıktan herkes gayet fit görünüyor. Yanınızdan geçen her beş
kişiden biri dondurucu soğukta şortunu çekmiş, koşuyor. Tek fit olan ben
değilim yani, yazık :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.