3 Nisan 2013 Çarşamba


6. GÜN

Buzzz gibi bir Philly gününden merhabalar. Dün yaşadığım yorgunluktan sonra profesörümün sözünü dinlemeye karar verdim: “You have no responsibilities.” Doğru ya! Ben neden bütün operasyonları izleyeceğim diye kendimi “back pain”lere maruz bırakıyorum. “Wu..wuuuuuuuuuuuuuu!!” dedim bugün ve ilgimi çeken operasyonlara katıldıktan sonra -humerus’ta bilateral Salter Harris kırığı, koksofemoral luksasyon, katarakt- pılımı pırtımı, spor yeleğimi, kapişonlumu, montumu -daha da giyecek bişii bulamadım- giyinip kendimi sokaklara attım.

Yürüdüm.. yürüdüüm.. yürüdüüüm. Diyebilirim ki Philadelphia’da kaybolmak çok zor. Benim gibi yön çipi olmayan bir kişi bile ;P ilk geldiği günden beri adaptasyonda hiç sıkıntı çekmedi; görüyorsunuz. William Penn’e şükürler olsun ki şehir planını "grid" sistemde tasarlamış. Birbirini kesen düzenli aralıklı caddelerle kent o kadar net bir şekilde bölünmüş ki nerede olduğunuzu anlamanız hiç zor değil. Zaten yürüyerek her yere gitmenizin mümkün olduğunu savunan yeni dünya yerlilerinin sloganı “Walk! Philadelphia.”

Tabanlarım sızlayana kadar yürümüşüm; belki bir, belki iki saat sonra fark ettim. Kendime bir iyilik yapıp hem içecek takviyesi, hem manzara seyri, hem de bugünkü klinik çalışmalarına ait notlarımın kaydı için bir Starbucks keşfettim ve etrafımdaki kalabalığın anlaşılmaz gürültüsünün tadını çıkarttım.

Doğrusunu söylemek gerekirse, sanıldığının aksine burada pek fazla obez insan yok. Zaten Amerika’da değilim, sanki Eskişehir’deyim. Her yerde öğrenci var. Ve belki çoğu yabancı olduğundan, belki de öğrenciliğin vermiş olduğu açlıktan herkes gayet fit görünüyor. Yanınızdan geçen her beş kişiden biri dondurucu soğukta şortunu çekmiş, koşuyor. Tek fit olan ben değilim yani, yazık :)

Irk dağılımını da değerlendirip makalemi hemen burada bağlıyorum ;) Amerikalı beyaz ve siyahların yanı sıra, dünya genelinde olduğu gibi Uzak Doğulular ve Hintliler şehir nüfusunun önemli bir kısmını oluşturuyor. Tahmin edeceğiniz üzere çoğu hizmet sektöründe çalışıyor. Ve bana, yani Türklere en fazla ilgi gösterenler de Japonlar! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.