Rittenhouse Square Park ve City Hall
Artık günleri numaralandırmanın bir anlamı
kalmadı. Sanki zaman su gibi akıp geçiyor ve benim daha Philadelphia’da görmediğim
çok şey var.
İşte bir öğlen vakti: güneş pırıl pırıl
parlıyor, serçeler en tatlı sesleriyle şarkılar söylüyor ve ben Rittenhouse
Square Park’tayım. Bugün güneşin tadını çıkaran o kadar çok insan var ki!
Köpeklerini gezdirenler, sevgililerini gezdirenler, çocuklarını gezdirenler ve
yalnızlıklarını gezdirenler.
Sanıyorum insanların öğle yemeklerini
yanlarında getirmesinden mütevellit parkta ağır bir koku hakim; salata..değil…
çin yemeği..değil… bira..değil… gübre..değil… bu ne kokusu kuzum böyle? “Now is
the time” yazıyor tam karşımdaki binada. Ne için acaba? Burada güneşlenmek..
birşeyler öğrenmek.. yoksa yeni bir başlangıç yapmak için mi? En iyisi, mesaj
kaygısı olan işaretlere takılmamak.
Bu şehirde yaşayanlarda mevsimine göre
giyinme ve moda anlayışı hiç gelişmemiş gördüğüm kadarıyla. Nasıl oluyor da aynı
mevsimde birisi kaşe palto giyerken bir diğeri penye şort giyebiliyor? Aynı
anda 80’ler ve 60’lar, sahil kasabası ve dağ evi konsepti yan yana boy
gösteriyor. Ütü icat edilmemiş ama saç maşası son derece revaçta. Hepsinde
ortak olanlar: güneş gözlüğü, elde bardak ve iphone. Ayrıca neredeyse herkesin
ama herkesin en az bir tane köpeği var; en yaygın sosyal faaliyet “köpeği
gezdirmek”! Ben de bir köpek alayım da alemlere akayım artık diyorum ;)
Parkta yeterince malzeme topladığımı düşünerek
şehrin henüz görmediğim -umuyorum önümüzdeki hafta katılacağım PIFA’da http://pifa.org/ daha detaylı olarak göreceğim- sanatsal
alanlarına doğru aktım.
Kimmel Centre, Merriam Theatre, Wilma Theatre gibi
çeşitli sanatsal performanslara ev sahipliği yapan birçok nokta keşfettim. Oradan,
şu an için eyaletin en yüksek on altıncı, 1901-1908 yılları arasında ise dünyanın
en yüksek binası olarak bilinen City Hall’e (Philadelphia Belediye Sarayı) ulaştım
ve tepesinde duran William’a el salladım. City Hall bir anlamda şehrin kalbi;
Broad Street, Market Street ve Center Square’e geçiş yapabileceğiniz bir
kavşak. Hemen karşısında Büyük Pennsylvania Locası’nın merkezi olan ve 1873
yılında inşa edilen görkemli Masonic Temple bulunuyor. Her biri farklı temada
dekore edilmiş yapısal süslemeleriyle ünlü yedi odası olan loca Amerika’nın ulusal
tarihi abideler listesinde yer alacak kadar iddialı bir mimariye sahip.
Bugünlük bu kadar; evimden yaklaşık 40
sokak ötedeyim. Yine çoook, çok yürüdüğüm bir gün oldu.
| Schuylkill Avenue'dan Center City'e bakış |
| Rittenhouse Square Park'ta "Yalnız"lar |
| İstikamet City Hall |
| Masonic Temple |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.