Geri dönüş vakti yaklaştıkça görmek istediğim yerleri, yemek istediğim yiyecekleri veya yapmak istediğim ne varsa hepsini hızlandırılmış programıma ekliyorum. Doğal olarak bugünlerde çok eğleniyorum ve olmadık "o anlar"la karşılaşıyorum.
"Speaking" üzerine yoğunlaşan bir İngilizce kurs arayışımı ana karaya ayak bastığım andan beri hiç bırakmadım ve geç kalmış olmakla birlikte, sonunda bir tane buldum. Aradığınız şey ne olursa olsun yeterince ararsanız bulmanız mümkün ;) İyi ki vazgeçmemişim ve bu kursa başlamışım. İngilizce pratiği yapmanın yanı sıra oyunlar oynamak, küçük bilmeceler çözmeye çalışmak, yabancı insanlar ve yabancı milletler hakkında yeni bilgiler edinmek ister istemez içinizde bir şeyleri harekete geçiriyor; size bir şekilde enerji aşılıyor. Benim gibi konuşma pratiği ve cesareti olmayan birisi bile ortamın enerjisi ile bülbül gibi şakıyabiliyor :) Ve sınıftaki herkes -eğitimciler bile- benim İngilizce konuşmamı başarılı buluyorlar. İşte bu! Yalan dahi olsa, her ne konuda olursa olsun, hayatınıza dokunan bir olumlu uyarı size dört nala koşmanızı sağlayan bir motivasyon sağlıyor. Artık konuşmaktan hiç çekinmiyorum.
Bu gazla birlikte, bugünlerde konuşma pratiği yapacağım her yere tabiri caizse "atlar" durumdayım. Mesela geçen gün aceleyle kursa yetişmeye çalışırken bir beyefendi yolumu kesti ve bir şey sormak istediğini söyledi. Tabii konuşma heyecanıyla yanıp tutuşan bendeniz hemen kabul ettim. Hangi ülkede yaşadığımızdan, isimlerimizden, işlerimizden havadan ve sudan konuştuktan sonra kendisinden sadede gelmesini rica ettim -düşünün bunu isteyecek kadar da güzel konuşabiliyorum-. Bir anda nereden çıktığını anlayamadığım bir kitap sevgili konuşma arkadaşımın elinde beliriverdi. Sonra yogadan hoşlanıp hoşlanmadığımı sordu, biraz da yoga üzerine konuştuk.
Vee şimdi elimde edebiyat tarihinde ve felsefedeki en önemli metinlerden biri kabul edilen "Bhagavad Gita" isimli kutsal Hindu metnini içeren bir kitap var. Pazarlamacı nezaketiyle kandırıldım mı, yoksa pahalıya da mal olsa yabancı dil pratiği için iyi bir fırsat mı yakaladım, bilemiyorum. En azından bu bey zararsızdı, "serial killer" falan çıkmadı ;)
Siz bana bakmayın; yine de yabancı bir ülkeye gittiğinizde yeni bir dil öğrenmek, hali hazırda bildiğiniz bir yabancı dilde konuşma cesareti kazanmak, çocukluğunuzdaki gibi oyunlar oynayıp büyüdüğünüzü ispatlarcasına beyin jimnastiği yapmak veya yeni arkadaşlar edinmek için -caddelerde değil tabi- muhakkak bir dil kursuna kayıt yaptırın ve tadını çıkarın.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.